Daegu Go Okulu – 6

Kew ile okula son gidişimizde daha önce gördüğümüz iki pro da okulda değildi. Onların yerine –sonradan pro olmadığını öğrendiğimiz- başka bir hoca gelmişti. Bu hocanın en güzel yanı çat pat da olsa İngilizce konuşabiliyor olması idi. Hoca bizi eşleştirince bana en çok oynadığım çocuk denk geldi. Nasıl olduysa siyah oldum nigiri sonrasında. İlk kez siyahları almış olabilirim okuldaki oyunlarımda (: Oldukça rahat geçen oyunu 20 küsür puanla kazandım. Oyun kaydı yazının sonunda yer alıyor.

Bireysel oyunlardan sonra hoca bizi 5’er kişiden iki takıma ayırdı. Uzunca bir süre seviyeleri tartıştıktan sonra bizim 40 puan komi almamıza karar verdiler. Bu arada, tüm oyunları sonuna kadar oynayıp puan farkını görmemiz gerekiyordu kural olarak. Yani, terk etmek yasaktı. Masalara seviyelere göre değil de takım kaptanlarının belirlediği şekilde oturuyorduk. Ana süre olmadan oynanan oyunlarda ilk 3 masada 3×30 sn byo-yomi, son 2 masada ise 1×40 sn byo-yomi bulunuyordu. Ben 1×40 sn’yi tercih ettiğim için kaptan beni 4. masaya oturttu. Bana tygem 5 dan çocuk denk geldi, okuldaki çocukların en zayıfı sanırım. Kew’e biraz daha güçlü bir çocuk denk geldi. Ben beyaz olduğum oyunu 8 puan ile kazandım, 3 masada kaybettik ama bizim takımdaki tygem 9 dan’lardan biri 144 puanla kazanınca, takım olarak 2,5 puanla kazanmış olduk (:

Takım maçları, takımlar yerini almışken

Takım maçları, takımlar yerini almışken

Akşam yemeğine çıkıp döndükten sonra bir tur daha takım maçı yapalım dediler. Yemekten sonra kızlar da gelince, 6’ya 6 oldu takımlar. Bana yine aynı çocuk, Kew’e ise tygem 9 dan çocuklardan biri denk geldi. Ben bu kez siyah olup, 51 puanla kazandım, Kew de 40 puanla falan kaybetti ama hangi takımın kazandığını öğrenemedik sonra.

Sonrasında, tygem 9 dan satranççı tabletiyle gelip, “teach me” dedi. Bu arada, çocuklar bize karşı fazla saygılı konuşuyorlar. Kore’de yaşa çok önem veriyorlar ve Korece’de “honorific” denen bir kavram var, büyüklere (genelde yaşlılara) karşı apayrı bir gramer kullanılıyor. Tüm fiiller değişiyor, hatta bazı isimler (noun) bile değişiyor. Çocuklar da Kew ve bana karşı “honorific” kullanınca şaşırdık biz açıkçası. Satranç maçını ben kazandım yine ama bu kez daha uzun sürdü oyun, çocuk arada oynayıp kendini geliştiriyor sanırım (: Biz satranç oynarken, Kew de küçüklerden biriyle gomoku (Korece omok) oynuyordu. Satranç oyunu bitince, çocuk omok oynamayı teklif etti bana, ben daha önce hiç oynamadığımı söyleyince şaşırdı baya (: İlk oyuna çocuk başladı ve ben kazandım nasıl olduysa. Sonraki iki oyuna ben başladım ve kaybettim. Birçok yerde oyunu kazandığımı sansam da bazı illegal hamleler varmış oyuna başlayan taraf için. Kuralları da öğrenmiş oldum o yüzden biraz.

Okuldan ayrılıp kampüse dönerken de, çocukları tanıdıkça ortamın çok daha keyifli olduğunu konuştuk Kew ile.

[glift sgf=”http://tasliyol.com/wp-content/uploads/2014/11/2014-10-29.sgf”]

Yorumlar

Yorumlar